Bir okurumuzun Dr. Bülent Şengün tarafından kaleme alınan, 7 Ağustos 2026 tarihli yazıya gönderdiği eleştiriyi aşağıda yayınlıyoruz. Aslına sadık kalmak amacıyla metin üzerinde mümkün mertebe bir imla düzeltmesi yapmadık.
“Merhaba Dr. Bülent bey,
7 Ağustos günü yayınladığınız “PKK’ya Evet FETÖ’ye Hayır” politikasıyla terörsüz bir Türkiye mümkün mü? yazısını hayretle okudum ve konu hakkında düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
Yazınızda altına imzamı atacağım tek bir şey var. Evet Abdullah Öcalan hapisten PKK’lılara mükemmel liderlik yapıyor. DEM Parti milletvekilleride onları seçen insanlar için sonuna kadar mücadele ediyor.
Yazınızda adını söylemeye cesaret edemiyorsunuz, ama devletin PKK’lılara tanıdığı hakları FETÖ’lülere tanımamasını eleştiriyorsunuz. Ama yanlış yapıyorsunuz.
Ben FETÖ’cü diye KHK ile memurluktan atılan biriyim. 15 Temmuzdan dört ay sonra hakkımda soruşturma açıldı. Başıma gelecekleri bildiğim için soruşturmaya gitmedim. Yunanistan üzerinden Almanya gelip iltica ettim. Hala doğru düzgün bir işim yok. Eskiden pizza dağıttım şimdi fabrikada çalışıyorum. Ama Türkiyede kalan arkadaşlarıma göre oldukça iyi durumdayım.
“Ben ülkemin geleceği için gerekirse Öcalan başta olmak üzere tüm PKK’lıları affetmeye hazırım. Peygamber Efendimizde amcasını şehit eden Vahşi ile çok sevdiği amcasının karnını deşip ciğerini dişleyen Hind adlı kadını affetmişti”.
Bülent bey şunu baştan söyleyeceğim. Ben ülkemin geleceği için gerekirse Öcalan başta olmak üzere tüm PKK’lıları affetmeye hazırım. Peygamber Efendimizde amcasını şehit eden Vahşi ile çok sevdiği amcasının karnını deşip ciğerini dişleyen Hind adlı kadını affetmişti. Bana göre PKK’lıların attığı keleş mermileriyle şehit olan asker ve polislerimiz ile Hz. Hamza aynı kaderi paylaşıyor. Çünkü hepsi de kahpece öldürüldü. Ama ben buna rağmen tüm PKK’lıları affederek onları kardeş olarak bağrıma basmaya hazırım. Fakat kendim Erdoğan-Bahçeli-Kılıçdaroğlu üçlüsüsün merhametiyle affedilmek istemiyorum. Çünkü terörist veya hain değilim dolayısıyla terörist gibi affedilmek istemiyorum.
15 Temmuz gecesi kendi halkına kurşun sıkan namussuzların Allah her türlü belasını versin diye dua ediyorum. Ama bu alçaklığı fırsat bilip binlerce masum insanı biranda terörist ilan edenleri de Allaha havale ediyorum. Çocuğuna terörist dendiği için insan içine çıkamayan babacığımın kahredici utancını Allah bir gün onlarada yaşatsın.
“Ben Türkiyenin hiçbir insanına veya kutsalına ihanet etmedim. Bir terörist olmadığım için Erdoğan-Bahçeli-Kılıçdaroğlu ekibinin PKK teröristlerine verdiği hakları istemiyorum. Tenezzül etmiyorum onların merhametine”.
Siz yazınızda iyi felsefe yapmışsınız. Benim sıradan bir insan olarak anlayışım şu. Ben Türkiyenin hiçbir insanına veya kutsalına ihanet etmedim. Bir terörist olmadığım için Erdoğan-Bahçeli-Kılıçdaroğlu ekibinin PKK teröristlerine verdiği hakları istemiyorum. Tenezzül etmiyorum onların merhametine. Ne yani asker, polis, öğretmen öldüren, elinden hala kan damlayan teröristlerle birlikte sıraya girip hele benim cezayı erteleyin mi diyeyim.
Erdoğan-Bahçeli-Kılıçdaroğlu üçlüsü istediği teröristi affetsin. Onlar Öcalana umut versin bizim onlardan umudumuz yok. Bizi atarak boşalttıkları devlet kadrolarına affettikleri PKK teröristlerini atasınlar. Biz onlardan merhamet dilenmiyoruz. Biz gaspedilen haklarımızı, kirletilen itibarımızı istiyoruz.
Umarım bir daha yazı yazarken bunları düşünürsünüz”.
Ali Öztürk (İsim müsteardır, okurumuzun gerçek ismi değiştirilmiştir).
Foto: Ashby C. Sorensen